‘’Akılı öldürürsen, ahlakta ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün devlette ölür’’ (F.S.Mehmet han)
Aynı dil, tarih, inanç, kültür, ülkü, gelenek, görenek, töre ve ahlak toplu yaşamayı, yani millet olmayı temin eder, millet devleti kurar, kurallarını koyar, ancak yaşaması için de ekonomisinin ve onun getirdiği sanayii ve kalkınma hamlelerinin zamanında yapılması hür ve müstakil yaşamayı beraberinde getirecektir.
Yaşadığı, vatan denilen topraklarda yer üstü ve yer altı zenginlikleri üretimi oluşturdukları sistem dahilinde yerli ve milli olması şarttır, zira bunun aksi olursa davul boyunlarında, tokmak başkasının elinde olur, bu köleliği getirir, dışa bağımlı bir hal alır.
Bir ülkenin tüm ihtiyaçları başka ülkeler tarafından karşılanır, tüketici bir toplum oluşursa, tembelliği beraberinde getirir, nasıl olsa iaşemiz karşılanıyor, rahatız, yarını da gelecek nesil düşünsün mantığı zamanla asimile olunur ve hiç bir kuvvet bir daha eskisine döndüremez.
İktidarların günü kurtarma değil yarını bağımsız, hür ve müstakil caydırıcı hal ile tavır takınması ancak yerli ve milli olmaktan geçer. Çevremize bakalım komşularımızdan hangileri kendi iradeleri ile hayat sürmekteler, Yunanistan AB ve ABD yardımları ile ayakta durmakta, o destek kesilirse ihtiyaç giderecek hiç bir üretimi yok, Bulgaristan hakeza aynı, Sovyet menşeili imalatlardan istifade etmiştir, bugün her iki ülkenin insanları AB ülkelerinde çalışmaktalar.
Güncellemeleri vaktinde yapanlar, kendi ayakları üzerinde yol yürür, başkalarının desteğine ihtiyaç duymazlar. Yaşanan ve yaşanmakta olan bir takım hadiseler bizlere ders olmalı ki başkalarının düştüğü hatalara düşmeyelim. Ülke için yararlı atılımlara iktidarı, muhalefeti, STK, iş insanları kayıtsız kalmamalı. Malum Sovyetler Birliği dağıldı akabinde bir çok ülke türedi, bölünme yaşanmadan önce bu ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginlikleri Moskova’nın inisiyatifinde idi, bağımsızlıkla birlikte elbette kendilerinin oldu, malum bu kaynaklarda da mahrum kalan Rusya meydana gelen boşluğu işgallerle doldurmaya çalışmakta, karşısındakinin acziyetini gören ABD önce hibe diyerek destek verdi, ancak savaşın uzamasını da temin ederek Ukrayna’nın kendilerine teslim olmasını sağladı, velhasıl Ukrayna diye bir ülke kalmadı, yarısı ABD tarafından, diğer yarısı da Rus işgali ile sadece adı olan ama gerçekte yok olmuş bir ülke haline geldi. Elbette bu gidişatın sebepleri ve nihayetinde sonuçları oldu.
Yeni bağımsız olmuş henüz kendi milli imkanları ile ayakta duramayan, bu konuda atılım yapmamış akabinde savaşa girmiş başkasına muhtaç hale gelmiştir. Batı kışkırtıcılık yapacak, onlar çıkarları doğrultusunda hareket ederler ve o doğrultuda istikamet çizerler, hedefe ulaştıkları vakit ne ahaliyi, nede devleti hesaba katarlar. Bunlar ibret alınacak hadiselerdir, güçlü olmazsan ezilir, kul ve köle olursun, sahibinin arzu ve isteklerine boyun eğersin. Milli ve yerli hamleler bugün ve gelecek nesillere hür ve müstakil yaşamayı getirecektir.
Dışa bağımlılık azaldıkça bölgesinde sözüne itibar edilen, caydırıcılığı olan ülke haline gelinir. İhtiyaçlarını ithal edenler aynen Kıbrıs savaşında ABD’ nin bize benim silahlarımı kullanmayın dediği gibi olur, fakat kendi kendimize yetersek ALLAH’tan başka kimsenin gücü yetmez, tarihte bunun örnekleri çoktur, hazır tüketen değil, üretip ihraç eden pozisyonuna gelmemiz şart. İlk başta zorluklar hasıl olacaktır ancak kurtuluş savaşını düşünürsek o günün şartlarında eldeki imkanlarla 7 düveli dize getirdik, şimdi neden olmasın? Kırk yıldır suni olarak CIA tarafından kurdurulan Asala’nın yerine gelen PKK vasıtası ile güney doğuda bulunan yeraltı zenginliklerine çıkartamadık, mücadelenin sonucunda nihayet sahip olduğumuz kaynaklara ulaştık. Batının bu denli teröre desteği güçlü bir Türkiye istenmemesinden kaynaklanmakta. İçimizden devşirdikleri şakiler vasıtası ile dün olduğu gibi bugünde engellenmek istenmiştir, önce dünya bankası boyunduruğundan kurtulduk, sonra yerli ve milli sanayii ile yeraltı kaynaklarımızı kendimiz çıkarttık.
Bölgemizde bizim varlığımızdan rahatsız olan sadece batı değil İran’ı göz ardı etmeyelim zira Karabağ savaşında Ermenistan’ı destekledi, bölgeyi bir birine bağlayacak olan Zengezur koridoruna başından itibaren karşı çıkmakta, PKK nın PJK kolunu beslemektedir. Devletler hukuk çerçevesinde ilişkilerde bulunacaklar ancak bu santraç tahtasında olduğunuzu farz ederek o meyanda tedbirler alacaksınız ki şah mat olmayasınız.
101 yıllık Cumhuriyet tarihinde çeşitli engellemelere rağmen bugünlere gelindi, devrim arabasının, Hür Kuşun, Nuri Demirağ Uçak Fabrikası, Nuri Kıllıgil’in silah fabrikasının bir şekilde engellenmesi, kapatılması batı iş birlikçilerinin işidir.
Güçlü olmak için milli ve hassasiyet içeren konularda iktidarı, muhalefeti birlikte hareket etmek mecburiyetindedir, yapılan hamlelere karşı çıkmak, hatta iktidar olursak kapatırız sözleri kimseye kazanç sağlamaz, bu ve bunun gibi düşünceye haiz olanların hiç bir vakit iktidar yüzü göremeyecekleri önümüzdeki tablo ile sabittir.
‘’ Uyuyan milletler ya ölür, yada köle olarak uyanır.’’(M.K.Atatürk)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK