Son Güncelleme: 25 Mart 2018 11:42 Özgür-Der Çorum Şubesi 2017-2018 yılı alternatif eğitim seminerleri devam ediyor.
Bu hafta “Müslümanlar Arası Yaşanan Tartışmalar ve Zaaflar” konulu semineri Kerim Mandıralıoğlu ve Faruk Sildir sundular.
İslam Müslümanlara tebliğ ve şahitlik sorumluluğu yüklediğini hatırlatarak sözlerine başlayan Kerim Mandıralıoğlu, bu sorumluluğu hayata taşırken TV, internet, sosyal medya gibi kitle iletişim araçlarının kullanılmasının gerekliliğine dikkat çekti.
Medyanın gücünün öneminde değinerek, darbe süreçlerinde medyanın sergilediği tavrı ve medyanın birilerinin elinde nasıl baskı aracı olarak kullanıldığını örneklerle açıkladı.
Tartışmanın mekânı, zamanının uygun olmasına dikkat çeken konuşmacı, uygunsuz, sahada mücadelenin içinde olmayan, akademik beklentileri ön planda ve reyting kaygıları ile yapılan tartışmaların kimi zaman insanlara katkı yerine İslam’dan soğutan bir duruma sevk ettiğini ifade etti.
MALUMATTA, CAHİLLİKTE ARTIYOR…
Hem dini, hem de ahlaki usülden uzak, bilginin salih amele dönüşmediği ve teşvik etmediği tartışmaların malumat verse de, cahilliği beslediğine vurgulayan Mandıralıoğlu, sloganik bilgi ve ahkâma değil, hikmetli öğütlere ihtiyacımız olduğunu söyledi.
Doğruluk ve hakikatin önemine değinerek, ihtiyacımız olan doğrunun ve ölçüsünün kişilere göre değil, hakikat ve adalete göre belirlenmesi gerektiğine değindi.
Geleneği terk eden ve yok sayan bir anlayışının kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, geleneğin külüne değil, közüne ihtiyacımız olduğunu, vahşeti kabul eden, hakikati kendine göre belirleyen, her şeyi mubah gören ve pragmatist yaklaşımların toplumsal bilinci gerilettiğini söyledi.
Siyasi otoritenin dine müdahalesinin doğru olmadığına da değinen konuşmacı, dinin güncellenme tartışmalarına da atıfta bulunarak, nasların değişmeyeceğini, ancak; içtihatların zamanın taleplerine cevap verecek şekilde yorumlanabilmesi gerektiğine belirtti.
Medyanın ve bazı kesimlerin algı operasyonları ile kamuoyunu yanıltan şekilde servis ettiği kimi düşüncelere müdahale edildiğini, oysa şiddete başvurmayan fikirlerin kanun ile düzeltilemeyeceğini hatırlatarak, yapıcı ve içerden eleştirinin önemini değinerek sözlerini tamamladı.
Emri bil maruf, nehyi anil münker, iyiyi emretmek, kötüden men etmek sorumluluğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Faruk Sildir, Müslümanların kendi aralarında ki toleransın ne kadar az olduğunu, oysa muhatabımıza dışlayıcı ve tırmalayıcı bir dille değil, kuşatıcı bir dille yaklaşmanın önemine dikkat çekti.
TUTARLILIĞI, SAYGI VE MERHAMETİ ELDEN BIRAKMAMALIYIZ…
Hatayı önce kendimizde aramamız gerektiğini vurgulayarak, doğru eleştiri ve öz eleştirinin kişiye ve yapıya katkı sağlayacağını belirterek, öncelikle tutarlı, saygı ve merhameti elden bırakmayan, ıslah ve inşa merkezli bir kaygı ile yapılması gerektiğini söyledi.
Kur-an’dan Müslümanlara ölçü olacak ayetlerinden örnekler veren konuşmacı, bilmediğimiz şeyin ardında düşmememiz gerektiğini, adil şahitlik sorumluluğu ve hakkın, haklının yanında durma zorunluluğunu hatırlatarak sözlerini tamamladı.
Program dinleyicilerden gelen soru ve katılımlarla sona erdi.